Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Çocuk İstismarı ve İhmali

3 sene önce · ·Çocuk İstismarı ve İhmali için yorumlar kapalı

Çocuk İstismarı ve İhmali

Çocuk istismarı ve ihmali çocuklarda ileri dönemde kalıcı ruhsal iz bırakacak Çocuk istismarı ya da istismar sadece fiziki olarak yapılan vurma, bedene zarar verme ya da cinsel taciz değildir. Kendi başına hayatta kalabilecek güçte olmayan çocuğun, basit ihtiyaçları giderilmemesi, ihtiyaçlarının ihmal edilmesi de aslında bir istismar olarak kabul edilebilir. İstismar gören bir çocuğun yaşadığı deneyimler fiziksel, psikolojik, duygusal hatta davranışsal olarak hayatı boyunca gelişimini ve bütünlüğünü etkileyebilir. Yani bedende gördüğümüz bir şiddet izi buz dağının görünen kısmı gibidir. Görünmeyen kısmı hatta ve hatta bedende bile izi olmayan duygusal yaralar açan kısmı daha derin ve önemlidir.

Çocuk istismarı ve ihmali üzerine sadece ülkemizde çalışmalar yapılmamıştır. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) yayınladığı tanıma göre “sorumluluk, güven ya da güç ilişkisi içerisinde çocuğun sağlığını, yaşamını, gelişimini ya da itibarına fiili ya da olası zarar vermeyle sonuçlanan her türlü fiziksel, duygusal, cinsel, ihmal ve ihmalkâr tutumları kapsayan her türlü davranış ve sömürme çocuk istismarıdır”. Özetle, çocuğun sağlığını, fiziki ve/veya psikolojik, her türlü gelişimini etkileyen bilerek ya da bilmeyerek, bir yetişkin, grup, toplum hatta devlet tarafından yapılan her türlü hareket ve davranış “çocuk istismarıdır” diyebiliriz.

Çocuk ihmali ve istismarı fiziksel, duygusal ya da psikolojik ve cinsel olarak 3 şekilde kategorileştirir.

Fiziksel İstismar

Çocuğun kaza dışında fiziksel açıdan zarar görmesi ve bedensel bütünlüğünün bozulmasıdır.

  • Tokat/yumruk atmak, vurmak, tekmelemek, fırlatmak; ısırmak, vurmak, yakmak; belli nesnelerle zarar vermek; saç/kulak çekmesi vb.

Duygusal ya da psikolojik istismar:

Çocuğun duygusal bütünlüğüne ve kişilik gelişimine zarar veren her türlü davranıştır.

  • Görmezden gelmek, duygusal olarak yokmuş gibi davranmak; ihtiyacı olan sevgi, ilgi ve yakınlığı göstermemek; yeterli fiziksel temasta bulunmamak; destek olmaksızın sürekli eleştirmek; dalga geçmek, lakap takmak, aşağılamak (“beceriksizsin”, “iyi değil”, “bir şeyi beceremiyorsun”, “değersizsin”)

Cinsel İstismar

Çocuğun bir yetişkin veya cinsel açıdan olgun ergen tarafından cinsel uyarım ve doyum için kullanılmasıdır.

  • Temas içeren cinsel istismar: cinsel dokunma/mahrem bölgelere temas içeren her türlü davranışlar; fuhuş için kullanılma; taciz
  • Temas içermeyen cinsel istismar: sözlü taciz/cinsel içerikli konuşma (karşı taraf üzerinde yarattığı etkiye dikkat etmeden); video, fotoğraf gibi pornografik materyallerin gösterilmesi; cinsel içerikli fotoğraflarının, videolarının çekilmesi veya pornografik amaçlı kullanılması; teşhircilik; röntgencilik

İhmal:

Ebeveynler ya da çocuğa bakım verenler tarafından yeterli bakımın sağlanmadığı ve çocuğun bütünlüğüne ve gelişimine etkisi olan her türlü davranış (beslenme, giyinme, barınma, öz bakım ya da rehberlik etme gibi).

Ruh sağlığı problemleri ya da fizyolojik rahatsızlıklarla mücadele eden ebeveynlerin birçoğu bakım vermekte yeterli olamayabilirler hatta bazı durumda yeterli bakımı veremezler. Alkol ve uyuşturucu bağımlısı ebeveynler de aynı şekilde çocukları güvende tutmada ve bakım vermede bozukluk gösterebilirler.

Doğru sanılan Yanlışlar

  • Yanlış: Sadece şiddet varsa istismardır. 
  • Doğru: Fiziksel istismar, istismarın sadece bir çeşididir. İhmal, duygusal ya da cinsel istismar da aynı şekilde etkiler ve zarar verir. Belirtileri görünür olmaması, istismar olmadığı anlamına gelmez.
  • Yanlış: İyi yetiştirilmiş ya da okumuş ailelerde istismar gerçekleşmez. 
  • Doğru: İstismar ve ihmal sadece dezavantajlı ya da kötü yetiştirilmiş ailelerde olmaz. Bu tarz davranışlar kültürel, ekonomik ya da ırk gibi seçimler yapmaz. Bazen dışardan çok güzel gözüken ailelerin içeride çok farklı hikayeleri olabilir.
  • Yanlış: Çocuk istismarcıların çoğu çocuğun tanımadığı kişiler ya da yabancılardır. 
  • Doğru: Yabancı ya da tanınmamış kişilerden istismarda bulunsa da çoğu istismarcılar ya aile üyeleridir ya da aileye yakın bireylerdir.
  • Yanlış: İstismar gören çocuklar büyüdüklerinde istismarcı olurlar.
  • Doğru: İstismar gören çocukların, döngü olarak yetişkinliklerinde bilinçdışı şekilde istismarı tekrarlama eğilimleri vardır. Ancak, eğer çocuklara gerekli müdahalelerde bulunursa ve destek sağlanırsa, çocuklar iyi birer birey ve ebeveyn olabilir ve bu istismar döngüsünü kırabilirler. 

İstismarın ve İhmalin Etkileri

Fiziksel Etkileri

  • Bedensel yaralanmalar (kalıcı izler, morluklar, yanıklar, yaralar, kırık ve çatlaklar)
  • Beyin hasarı
  • Merkezi sinir sistemi hasarları
  • Engellilik
  • Göz hasarı
  • Cinsel ya da üreme sağlığı problemleri
  • Cinsel işlev bozuklukları
  • Cinsel yolla bulaşan HIV/AIDS gibi hastalıklar

Psikolojik ve Ruhsal etkiler

  • Bilişsel bozukluk
  • Depresyon ve kaygı bozuklukları
  • Gelişimsel gecikmeler
  • Yeme ve uyku bozuklukları
  • Post travmtatik stres bozukluğu
  • Psikosomatik bozukluklar
  • Utanç ve suçluluk duygusu
  • Düşük öz güven

Davranışsal Etkiler

  • Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı
  • Düşük okul performansı
  • Zayıf ilişkiler
  • Kendine zarar verme davranışları ve intihar girişimleri
  • Fiziksel kontak kurmada rahatsızlık duyma
  • Suç, şiddet gibi risk taşıyan davranışlara yatkınlık
  • Hiperaktivite

Müdahale

Çocuk istismarı ve ihmaline müdahale üzerine söylenecek ilk söylem ”Bir bakış bir hareket her şeyi değiştirebilir” olmasıdır. Bu yüzden lütfen bu hassas konuda fazlasıyla dikkat edelim. Eğer çevrenizde istismardan şüphelendiğiniz bir durum var ise lütfen ilgili kurumlara bildirin: ÇİMER, küçük yerleşkelerde polis ya da jandarma gibi kurumlara başvuru yapmaktan kaçınmayın.

Erken müdahale için birey ve ebeveyn olarak, istismar ve ihmal hakkında bilgilendirmeler edinebilir, kaynaklar takip edebilirsiniz. Ebeveyn ve bakım verenler için açılan destek gruplarına katılabilirsiniz. Bu konuda bilgi ve beceriye sahip olmak hem kendiniz hem de çevrenizde istismar gören çocuklara yardımcı ve destek olmanızı sağlayabilir, erken müdahale ile çocukların hayatlarına dokunabilirsiniz.

İstismara maruz kalmış çocuklar için lütfen verebileceğiniz destek dışında profesyonel destek almaktan kaçınmayın. Bu durumda sorumluluk ve suç çocuğunuza ait değildir. Sakin kalıp ona onun yanlış bir şey yapmadığını tekrar tekrar anlatmanız ve güvenliğini sağlamanız gerekmektedir. Profesyonel olarak bireysel danışmanlık, oyun terapisi, kum tepsisi ya da psikoeğitim gibi psikoterapik müdahalelere başvurabilirsiniz. İstismar gören ve bu sebeple travmatize olmuş bir çocuğun çözümlenmeyen travma deneyimi hayatı boyunca onu etkileyecek ve her adımında karşısına çıkacaktır. Hatta farkında olmadan bile ileride kendi çocuklarına da aynı şekilde istismar gösterme ihtimali vardır. Bu yüzden “lütfen sessiz kalmayalım!”

Yazının bağlantılı olduğunu düşündüğümüz ruhsal bakımdan sağlıklı olan insanın özelliklerini anlattığımız yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

 

Kaynaklar:

Smith, M, Robinson, L. & Segal, J. (2020). Child Abuse and Neglect. Child Abuse and Neglect – HelpGuide.org

World Health Organisation. (WHO). (2020). Child maltreatment. https://www.who.int/news-room/fact-sheets/detail/child-maltreatment

UN World Health Organization (WHO). (2002). World report on violence and health. ISBN 92 4 154561 5

Çocuğumda bağlanma bozukluğu var mı?

3 sene önce · ·Çocuğumda bağlanma bozukluğu var mı? için yorumlar kapalı

Çocuğumda bağlanma bozukluğu var mı?

 

Çocuğumda bağlanma bozukluğu var mı? sorusu aileleri son zamanlarda tedirgin etmektedir. Ruh sağlığında her dönem popüler olan bir konu olmuştur. Son zamanların popüler konusu ise ”anne-çocuk bağlanmasıdır.”

Bağlanma ya da bağlılık teorisi John Bowlby tarafından ortaya atılmış ve geliştirilmiş bir teoridir. Bağlanma, çocuklar ile ona bakım verenin arasında gelişen güvene ve korunmaya dayalı özel bir ilişkinin kurulmasıdır. Bebekler ve anne-baba ya da ona bakım veren birey arasında gelişen, çocuğun gelişimini ve duygularını ifade edişi gibi birçok alanı etkileyen derin bir ilişkidir. Bu güvenli ilişki çocuğa sağlıklı bir ruhsal ve psikolojik gelişim de sağlar.

Çocuğumda bağlanma bozukluğu var mı? sorusunun cevabından önce gelin bağlanmayı derinlemesine inceleyelim. Bağlanmanın amacı sadece çocukla oyun oynamak, bebeği beslemek, sınırlar koymak ya da bir şeyler öğretmek değildir. Bağlanma birincil bakım verenle güveni baz alarak keşfetmek ve ihtiyaç halinde korunma ve rahatlatılma alanı ya da sığınağıdır. Güvenli bağlanma geliştiren çocuklar daha rahat ilişki kurar ve daha başarıları olurlar. Güvensiz bağlanma ise ilişki kurmada zorluk, başkalarına karşı güvensizlik, sosyal becerilerde eksiklik gibi sorunlara yol açabilir.

Bağlanma Bozukluğu Nedir?

Bağlanma bozukluğu ise bu güvenli ve duygusal ilişkinin sağlanamadığı, bebeğe gerekli ilgi ve bakımın sağlanamadığı durumlarda, çocukların ilgi ve sevgiyi nasıl ifade edeceklerini öğrenemedikleri ve ilişki kurmakta zorlandıkları durumu ifade eden bozukluktur.

Tanı semptomları nelerdir?

– Yeterli bakım ve ilgi görmediğinden, bakım verene karşı üzüldüğünde/stres altında nadiren ya da çok az rahatlatılma ister ve rahatlatılmaya çok az tepki verir.

– İçe dönük duygusal davranışlar gösterirler.

– Başkalarına karşı kısa sosyal ve duygusal tepkiler, sınırlı olumlu hisler, bakım verenlere karşı tehdit edici olmayan etkileşimlerinde açıklanamayan sinirlilik, korku veya üzüntü gibi sosyal ve duygusal rahatsızlıklar gösterirler.

– Yetersiz bakım ve ilgi gören çocuklar, rahatlatılma, uyarılma ve şefkat için temel duygusal ihtiyaçların eksikliği nedeniyle sosyal ihmal veya mahrumiyet görürler.

– Sürekli bakım verenlerin değişmesinden ötürü düzenli bir bağlanma ilişkisi geliştirememe gibi durumlara maruz kalabilirler (özellikle çocuk esirgeme kurumlarında ve evlat edinme durumlarında).

– Bağlanmanın ilişkisinin kurulması için elverişsiz ve yetersiz imkan ve ortamda bakım verilmesi gibi durumları deneyimlerler.

Bu tarz sorunlar ve bozukluklar 5 yaştan önce kendini göstermeye başlar. Amerikan Psikiyatrist Derneğinin yayınladığı tanı kitabı DSM-5e göre bu belirtileri 12 aydan daha fazla süredir gösteren, en az 9 aylık olan çocuklar bağlanma bozuklukları tanısı alır.

Çocuğumda bağlanma bozukluğu var mı? sorusu her ebeveynin aklını karıştırabilir.

Hangi durumlarda ortaya çıkabilir?

  • Bebek ağladığında tepki verilmediğinde veya rahatlatılmadığında,
  • Bebek acıktığında veya altını ıslattığında ihtiyaçları görülmediğinde,
  • Bebekle göz teması kurulmadığında, konuşulmadığında ya da gülümsenmediği durumlarda ve kendini yalnız hissettiğinde,
  • Sadece bazı değişik davranışlarında çocuğa dikkat çekildiğinde,
  • İhtiyaçlarının tutarsız şekilde giderildiğinde,
  • Uzun süreli hastane yatışlarında,
  • Ebeveynliğe duygusal olarak hazır olunmadığında,
  • İstismar ve şiddet durumlarında,
  • Annenin ruhsal sorunlarının varlığında gibi durumlarda ortaya çıkabilir.

Dikkat çekici bazı belirtileri nelerdir?

  • Bebeklik döneminde; göz kontağından kaçınma, yönergeleri almama, göz takibinden kaçınma, ilgisiz ve tepkisiz kalma gibi durumlar,
  • Yalnız bırakıldığında durumu fark etmeme ya da umursamama,
  • Gelişimine uygun sosyal iletişim başlatmayı ya da kurmayı başaramama,
  • Yabancılarla gelişigüzel yakınlık kurma,
  • Başkalarından gelen ilgiyi, dokunmayı ve fiziksel teması reddetme,
  • Sürekli yemek yeme ya da stoklama,
  • Akranlarına, kardeşlerine ve bakımını üstlenen kişilere karşı agresif davranışlar sergileme,
  • Pişmanlık duymadan sürekli yalan söyleme,
  • Öfke problemleri,
  • Şefkat ve ilgi göstermede zorluk

gibi belirtiler bazı dikkat edilmesi gereken durumlar olarak gösterilebilir.

Psikoterapi ve Müdahale

Aile danışmanlığı-terapisi, oyun terapisi, bireysel psikolojik danışmanlık, ebeveyn becerileri dersleri gibi psikoterapik müdahale ya da psikoeğitim gibi yöntemlerle profesyonel destek sağlanabilir. Çocuğun ileri yaşlardaki gelişimi için erken müdahale her zaman önemlidir.

Çocuğunuzda bu tarz belirtiler görüyor ya da bazı durumlardan şüpheleniyorsanız lütfen profesyonel destek almayı ihmal etmeyin.

Kaynaklar:

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.).

American Academy of Child and Adolescent Psychiatry (2014). Attachment Disorders. https://www.aacap.org/AACAP/Families_and_Youth/Facts_for_Families/FFF-Guide/Attachment-Disorders-085.aspx#:~:text=Attachment%20Disorders&text=Attachment%20Disorders%20are%20psychiatric%20illnesses,early%20as%20their%20first%20birthday.

Benoit D. (2004). Infant-parent attachment: Definition, types, antecedents, measurement and outcome. Paediatrics & child health9(8), 541–545. https://doi.org/10.1093/pch/9.8.541

Smith, M., Robinson, L., Saisan, J. & Segal, J. (2020). Reactive Attachment Disorder (RAD) and Other Attachment Issues. https://www.helpguide.org/articles/parenting-family/attachment-issues-and-reactive-attachment-disorders.htm

Çocuklarda ve Ergenlerde Hiperaktivite

4 sene önce · ·Çocuklarda ve Ergenlerde Hiperaktivite için yorumlar kapalı

Çocuklarda ve Ergenlerde Hiperaktivite

Virginia Üniversitesi, öğrencilerinden Jennifer Peterson, dört yaşındaki 60 çocuğun; 9 dakika boyunca çok fazla hareket içeren Sünger Bob çizgi filmini ya da yavaş tempolu gerçekçi bir çizgi film olan Caillou’yu izlediği ya da resim yaptığı bir çalışma düzenledi. Sonuçlar, Sünger Bob izledikten sonra, Caillou izlemek ya da resim yapmakla karşılaştırıldığında çocukların yürütücü işlevlerinde (dikkat, planlama vs.) kayda değer bir zayıflama olduğunu gösteriyor. Bu durum akla şu soruyu getiriyor: Hareketli çizgi filmler çocukları acaba daha mı hareketli mi yapıyor?

Sünger Bob çizgi filminde her şey çok hızlı olup bitiyor. Bu etkinliğin izini sürme çabası, prefrontal kaynakları tüketiyor olabilir. Diğer bir olasılık da fantezi olaylar olabilir. Sünger Bob ve diğer tempolu çizgi filmlerde gerçek dünyada olamayacak, fiziksel açıdan olanaksız bir çok şey yaşanır. İnsanlar duvarlardan geçer, bir kutunun içinden sığamayacak kadar kedi maması çıkar, bir sünger deniz altında araç kullanır. Fantezi içerikler yürütücü işlevlere doğrudan zarar verebilir.

Çocuklarla ilgili çalışmalar incelendiğinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) son yıllarda en sık karşılaşılan sorunlar arasında yer aldığı görülmektedir. Aslında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu çok daha uzun yıllardır vardır fakat eskiden bu tarz çocuklara dik kafalı, söz dinlemeyen gibi adlandırmalar yapılıyordu. Günümüzde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu üzerine çalışmalar yapılması  sonucu bu adlandırmalar yerine sorunun gerçek terimi kullanılmaktadır.

Sınıf Ortamında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocukların Belirgin Özellikleri

  • Problemli davranışlarıyla daha çok göze batmaktadırlar.
  • Anlatılanları dinlemede güçlükler
  • Düzensizlik
  • Unutkanlık
  • Yetersiz dürtü kontrolü
  • Amaçsızca sınıf içinde koşturma hali
  • El ayak kıpır kıpır olma durumu
  • Sürekli olarak diğer insanların sözünü kesme eğilimi
  • Birkaç uyarana aynı anda dikkat etme konusunda başarısızlardır
  • Bir işi sonuna kadar tamamlayamazlar

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocukları Gelecekte Hangi Riskler Bekliyor Olabilir?

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu temelinde dürtüleri kontrol edememe olduğu için çocuğu ergenlikte ve daha sonraki hayatında da olumsuz etkilemektedir. Bu tarz çocuklarda yapılan araştırmada tedavisi yapılmazsa en az %30unda ileriki zamanlarda sınıf tekrarları, okulu bırakma, okul değiştirme eğilimi görülebilmektedir. Bunun yanında ergenlik zamanında suçlu davranışlar sıklıkla rastlanmaktadır. Benzer şekilde anti sosyal davranışlar, madde kullanım eğilimi bu tarz çocuklarda ileriki zamanlarda oluşabilecek riskler arasındadır.

Çocuklarda ve Ergenlerde Oyun ve İnternet bağımlılığı

4 sene önce · ·Çocuklarda ve Ergenlerde Oyun ve İnternet bağımlılığı için yorumlar kapalı

Çocuklarda ve Ergenlerde Oyun ve İnternet bağımlılığı

    Oyun ve İnternet bağımlılığı Nedir?

Hadi gelin çocuk ve ergenlerde sık görünen oyun ve internet bağımlılığı nedir  ve çocuğa yaşattıklarını biraz anlamaya çalışalım.

  • Çocuğun sosyal ihtiyacını karşılar.
  • Duygusal ihtiyacını karşılar.
  • Yeterlilik (takdir edilme) ihtiyacını karşılar.
  • Yalnızlık duygusundan çocuğu arındırır.
  • Güç ve prestij sağlar. ( Nick name kullanımı. )

Fakat bir şeyler şurada ters gitmektedir bu alanlarda doyum sağlanırken çocukta herhangi bir sosyal beceri gelişimi gerçekleşmemektedir. Maalesef çocuk ve ergenler sanal dünyadan çektiği enerjisinin sağladığı hazzı, keyfi ve gücü realitede bu kadar çabuk bulamıyor. Çünkü sizler de bildiğiniz üzere bu doyumu gerçek hayatta sağlamak kaygı ve stres gerektiriyor. Çocuk bu kaygı ve stresle her başa çıkamadığında kendisini ve bilgisayar/tablet başında buluyor.

Çocuklara ve ergenlere bu süreçte bütünsel yaklaşılmalıdır. Önce sebeplere müdahale edilmelidir. Çocuk ve ergenler danışmanlığı bu kaygıyla başa çıkamama durumuna karşı davranışsal ya da bilişsel yaklaşımlarla çocukların ve ergenlerin olması gerektiği gibi günlük kaygı ve stresle başa çıkma becerisi elde etmesini sağlamaktadır.

Sebep ebeveynler mi?

     Aşırı kontrolcü ebeveyn yapılarında çocuğun ergenlikteki bağımsızlaşma mesajı agresif olabilir. Ebeveynin aşırı yumuşak algılanması ve çocuğu denetleyememesi çocuğa ebeveynin müdahale gücünün olmadığı hissettirir.

WhatsApp