Schedule a Visit

Nulla vehicula fermentum nulla, a lobortis nisl vestibulum vel. Phasellus eget velit at.

Call us:
1-800-123-4567

Send an email:
monica.wayne@example.com

Çocuklarda Stres ve Baş Etme Yöntemleri

3 sene önce · ·Çocuklarda Stres ve Baş Etme Yöntemleri için yorumlar kapalı

Çocuklarda Stres ve Baş Etme Yöntemleri

Stres, fiziksel, zihinsel veya sosyal olarak stresli olabilecek durumları içermektedir. Çocuklar büyüdükçe ve geliştikçe, ailelerinin ve ailelerinin karşı karşıya olduğu tüm baskıları yaşamaktadır. Stres ayrıca fiziksel hastalıklardan ve aralarındaki ilişkiden de kaynaklanabilir. İnsanların duygusal zorluklar, hayal kırıklıkları, kişilerarası ilişkiler ve çevresel etkiler nedeniyle stresli olacağı bilinmektedir. Bu durum ise belirli davranış değişiklikleri, fiziksel rahatsızlıklar ve depresyon ile sonuçlanmaktadır. Bir oyun bebek ile yatan bir kız çocuğu, bu oyuncağını kaybederse stresli olabilmektedir. Aynı zamanda bir erkek çocuk için futbol topu her şeyden daha değerli olabilmektedir.

Çocuklarda Stres Nedir?

Her çocuğun strese tepkisi yaşına, kişilik özelliklerine ve zorluklarla başa çıkma yeteneklerine bağlı olarak farklıdır. Çocuklarda stres davranışsal bozukluklara veya bariz fiziksel değişikliklere neden olabilmektedir. Ebeveynlerin çocuklarını etkileyen stres belirtilerini fark edebilmesi ve olası nedenleri araştırması çok önemlidir. Genellikle, aile bilirse, bu çocuğunuzun stresi ve kaygısını gidermesine yardımcı olabilir, ancak bazı çocukların profesyonel yardıma ihtiyacı olabilir. Bu açıdan stres ve kaygı gibi sorunlar dikkate alınmalıdır.

Çocuklarda Stres Belirtileri

Çocuklarda stres belirtileri farklı biçimlerde kendini göstermektedir. Uyku kaygısı, strese veya travmatik olaylara verilen yaygın bir tepkidir. Bu açıdan çocuklarınıza, kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olmak için aynı şekilde hisseden diğer çocuklar hakkında hikayeler anlatabilirsiniz. Akademik ve sosyal baskılar, özellikle uyum gerektiren baskılar, çocuklarda stresin ana nedenleridir. Ders dışı faaliyetler yararlı olsa da çok yoğun olmak çocukların stresli olmasına neden olmaktadır. Bazı çocuklar baskı altında fiziksel (ısırma, tekme atma veya vurma) veya sözlü saldırılar(bağırma veya adlandırma) ile stresli olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda sabır gerektiren görevleri tamamlamakta zorluk çekerler.

Çocuklarda Stresle Baş Etme Yolları

Çocuklar karşılaştıkları anksiyete ve stresle etkili bir şekilde baş edemeyebilirler. Bundan dolayı çocukların dengeli olduklarından emin olunmalı ve vücudunun strese direnmesi için yeterli miktarda su içmesinden emin olunmalıdır. Çocuklara nefes alma tekniklerini öğretmek ve bunları günlük yaşamlarında uygulamak onları rahatlatacak ve stresle baş etmelerine yardımcı olacaktır. Çocuklarda stresle baş etme yöntemleri için birçok sağlıklı yol kullanabilir. Çocukların tek ihtiyacı olan biraz yardım ve rehberlik. Aşağıdaki yöntemlerle ona yardım edebilirsiniz:

  • Evinizi sessiz, sakin ve güvenli bir yer haline getirin.
  • Rahatlatıcı bir ev ortamı yaratın ve günlük aktiviteler oluşturun. Örneğin, aile yemekleri veya akşam oyunları çocuğunuzu endişe ve stresten kurtarabilir.
  • Çocuk dizilerini, okudukları kitapları ve oynadıkları bilgisayar oyunlarını takip edin.
  • Çocuğunuza hayattaki değişiklikleri anlatın ve olası durumları onlarla tartışın. Örneğin, yeni bir şehirde yeni bir işe başlamayı düşünüyorsanız, bu durumda çocuğunuz yeni okulu, yeni arkadaşları ve yeni evi için ne anlama geldiğini açıklayın.
  • Hayatlarında olan bir olayda kontrolü ele almalarına olanak tanıyın.

Çocuklarda Empati

3 sene önce · ·Çocuklarda Empati için yorumlar kapalı

Çocuklarda Empati

Kişilerarası ilişkilerde çok önemli olan empati, ahlaki davranışla ilgilidir. Genel olarak, insanlar başkalarının fikir ve duygularını anlayabildiğinde daha arkadaş canlısı olurlar. Bilişsel yapının gelişmesiyle çocukların empati yetenekleri gelişecektir. Genel itibariyle çocuklar, iki ve dört yaşlarında nasıl hissettiklerini anlamaya başlamaktadır. Beş ile yedi yaşları arasında çocuklar şefkat geliştirmekte ve başkalarının duygusal belirtilerini tanıyabilmektedir. Bu gelişim aşamaları, çocukların empati geliştirmelerine yardımcı olmanın temelini oluşturur. Bazıları ise doğal olarak empati geliştirir.

Çocuklarda Empati Duygusu Nasıl Geliştirilir?

Empatinin temeli, hayatın ilk birkaç yılında başlamaktadır. Annenin çocuğuna gösterdiği sempati ve sevgi, çocuğun çevresine sempati ve özen göstermesini sağlamaktadır. Çocuklarına bakan ve ihtiyaçlarını karşılayan bir anne, onun sadece ruhen değil ahlaki olarak da gelişmesini sağlamaktadır. Bir çocuğun ilk yılı, sağ yarım kürenin gelişimi için kritik bir dönemdir. Bebekler, doğumdan sonraki ilk yılda kendilerini değerli hissederler ve annelerinin onları her zaman sevip koruyacağına, etrafındakilere sevgi ve şefkat göstereceğine inanarak acılarının, farkındalıklarının ve şefkatlerinin temelini atarlar. ‘Ben’ konseptinin geliştirilmesi 18 ila 24 ay aralığında başlamaktadır. Ancak ‘ben’ diyebilen çocuklar ‘ben ve seni’ ayırt edebilmektedir. Bu durum ise, onların iki yaşına gelmeden başkalarını düşünmelerinin ve anlamalarının zor olduğunu göstermektedir.

Anne ve Baba Olarak Ne Yapılabilir?

Her şeyden önce, bir çocuğun rol model olarak birincil rolünün ebeveynleri olduğu unutulmamalıdır. Çocuğa bir şey öğretirken, onlarla konuşmak ve ne yapması gerektiğini açıklamak gerçekçi değildir. Bu yüzden doğru olan yapılması ve çocuğun bu davranışı taklit etmesi ve öğrenmesi sağlanmalıdır. Çocuklarda empati duygusunu geliştirebilmek için ebeveynlerin yapabilecekleri maddeler şu şekildedir:

  • Çocuğunuzun ne hakkında konuştuğunu anlamaya çalışın. Çocukla sohbet ederken, ‘Bu onun için ne anlama geliyor? Nasıl hissediyor?’ gibi soruların cevabını arayın.
  • Çocuğu duygu ve düşüncelerini açıkça ifade ederek empati geliştirmeye teşvik edin. Çok yorucu bir günde çocuğunuzun parka gitme teklifini reddettiğiniz, nedenlerinizi ve duygularınızı açıklayın.
  • Her zaman çözüm bulmak ve akıl vermek zorunda değilsiniz. Bu açıdan sadece yanında olduğunuzu göstermek yeterli olabilmektedir.

Çocuklar Empatiyi Kurmayı Nasıl Öğrenir?

Çocuklar empati kurabilmeyi, ailesinden, ebeveyninden veya sosyalleşerek sonradan öğrenmektedir. Anne ve babanın yüksek bir empati duygusuna sahip ve duyarlı çocuklar yetiştirmesi için ilk olarak kendilerinin örnek bireyler olması gerekmektedir. Kendi duygularının önemsendiği ve duygularını anlamlandırmasını öğrenen çocuklar, etrafında bulunan insanlara karşı daha duyarlı olabilmektedir. Bu açıdan çocuklarda empati gelişimi aşamaları aşağıdaki şekildedir:

  • 1-2 yaşlarındaki bebekler, o anda yaşadığı duyguları anlamaya ve karşısındaki kişinin davranışını taklit etmeye çalışmaktadır.
  • 2-3 yaş arasında bulunan çocuklar, duyguları taklit edebilmeye başlamaktadır.
  • 3-5 yaş arasında, diğer insanların düşünce ve duygularının kendisinden farklı olduğunu görmeye ve bu kişilere yardım etmeye başlamaktadır.
  • 6-9 yaş arası, empatinin tam olarak başladığı zamandır. Dilin gelişmesi ve soyut düşünme yeteneğinin gelişmesi ile empati yeteneği de artmaktadır.
  • 10-12 yaşları arasında soyut düşünme becerileri ile yabancılara karşı empati geliştirebilirler. Dünyanın sorunları hakkında düşünmeye başlayabilmektedir.

Oyun Terapisi

3 sene önce · ·Oyun Terapisi için yorumlar kapalı

Oyun Terapisi

Çocuklar duygularını ve düşüncelerini, yetişkinlikler kadar iyi ifade edememekte ve yaşadıkları olayları söz ile dışa vuramamaktadır. Ancak oyunlar, çocukların duygularını ve isteklerini ifade etmelerinde ve yaşadıklarını aktarmada en etkili yoldur. Bu açıdan uzman kişiler tarafından uygulanan oyun terapisi çocuklarda meydana gelen psikolojik sorunların ve davranış sorunlarının teşhisinin yapılması ve tedavi edilmesi açısından kullanılmaktadır. Bu terapi yöntemi ile çocuklar yaşadıkları sorunları ve duygularını, oyun ve oyuncaklar yardımı ile daha kolay bir şekilde dışa vurabilmektedir. Aynı zamanda gerçek dünyadaki sorunlarının çözümlerine oyun terapisi aracılığıyla ulaşım sağlayabilmektedir. Bu terapinin yapılacağı odada ise özel olarak tasarlanan oyuncaklar bulunmaktadır. Tüm bu oyuncakların farklı anlamlar taşıması, çocukların günlük yaşamda ifade edemediği duyguların özgürce ifade edilebilmesine yardımcı olmaktadır.

Oyun Terapisi Neden Uygulanır?

Oyun terapisi, 2 ile 12 yaş aralığında bulunan çocukların psikolojik sorunlarına çözümler sunulması amacıyla uygulanmaktadır. Özellikle aşağıdaki durumların görüldüğü çocuklara oyun terapisi yöntemi uygulanmaktadır:

  • Depresyon
  • Yas
  • Yeme sorunları
  • Takıntı
  • Anne ya da baba kaybı
  • Kaygı bozukluğu
  • Sosyal beceri problemleri
  • Travma
  • Özgüven sorunları
  • İstismar ve taciz
  • Okul sorunları
  • Ebeveynlerinin boşanması
  • Altını ıslatma
  • Kardeş kıskançlığı
  • Duygusal sorunlar
  • Uyum sorunları
  • Kronik hastalıklar
  • Davranış problemleri
  • Uyku sorunları

Sıralanan bu maddelerden birkaçının çocuklarda gözlemlenmesi durumunda, çocuk psikoloğuna başvurmak gerekmektedir. Böylelikle psikolojik açıdan destek alan çocuklar, yetişkinlik dönemlerinde daha sağlıklı şekilde adımlar atabilecek ve daha sağlıklı iletişim kurabileceklerdir.

Oyun Terapisi ve Günlük Oyun Farkları

Oyun terapisinin günlük oyundan farkı, oyun terapisinin bu terapiyi gerçekleştiren oyun terapisti, terapiye özel olarak tasarlanan oyun terapi odası ve terapiye özgü olan oyuncaklar ile uygulanıyor olmasıdır. Her ne kadar çocukların oyun oynayış tarzlarında bir değişim olmasa da oyun terapistleri çocukların hareketlerini anlamlandırabilmektedir. Çünkü çocukların oyun oynarken oluşturduğu sembolik anlatımlar, bu konuda uzman olan kişiler tarafından kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Aynı zamanda çocukların oyun terapisi esnasında seçmiş olduğu oyuncaklar ve bunların kullanılış şekli de oyun terapisti olmadan anlaşılamamaktadır. Bu açılardan oyun terapisi günlük oyundan işlevsel açılardan farklılık göstermektedir.

Oyun Terapisinin Faydaları

Oyun terapisinin çocuklar için pek çok faydası bulunmaktadır. Bu açıdan oyun terapisi ile çocuklar duygularını ve düşüncelerini daha iyi tanımlayabilmekte ve anlamlandırabilmektedir. Aynı zamanda ihtiyaçlarının giderilmesi adına duygularını daha uygun yollarla ifade edebilmektedir. Oyun terapisi sayesinde sorun çözme becerisinin geliştiği çocuklarda, aynı zamanda problemli olan davranışlar konusunda da azalma görülmektedir. Bu terapi sayesinde özgüvenleri artan çocuklar, davranışlarından dolayı oluşan sorumlulukların da farkında olabilmektedir. Ayrıca oyun terapisi içsel çatışmaların çözülmesi ve çocukların kendilerini ifade edip seslerini duyurabilmeleri açısından da büyük bir öneme sahiptir. Bu terapi yardımıyla olumlu bir benlik algısı yaratılan çocuklarda, karşılaştığı problemlerle başa çıkabilme beceresinin geliştiği de gözlemlenmektedir.

Çocuk Ergen Psikoloğu

3 sene önce · ·Çocuk Ergen Psikoloğu için yorumlar kapalı

Çocuk Ergen Psikoloğu

Bireylerin sağlıklı bir şekilde gelişimini tamamlayabilmesi için, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde oluşan her türlü psikolojik ihtiyacın zamanında ve doğru bir şekilde giderilmesi gerekmektedir. Çocukların ihtiyaçları ise, yaş aralığına göre değişim göstermektedir. Bu açıdan uzman olan çocuk ergen psikoloğu yardımı ile erken bir zamanda ihtiyaçlar karşılanabilmektedir. Aynı zamanda çocukta görülen ruhsal değişimlerin, ebeveynler tarafından çözülemediği durumlarda da bu kişilere başvurmak gerekmektedir. Bu kişiler, 0-2 yaş bebeklik döneminde, 3-6 yaş okul öncesi döneminde, 6-12 yaş okul çağı döneminde, 12-14 yaş erken ergenlik döneminde ve 14-18 yaş ergenlik döneminde olan tüm bireyler için destek sağlamaktadır.

Çocuklarda ve Ergenlerde Karşılaşılan Psikolojik Sorunlar

Çocuk ergen psikoloğu çocuklar ve ergenlerde görülen psikolojik problemleri üç temel şekilde ayırmaktadır. Bunlardan ilki dikkat sorunlarıdır. Böyle bir sorunla karşı karşıya kalan çocuklar, herhangi bir konuya dikkatlerini verememektedir. Diğer bir problem ise dışsallaştırma sorunlarıdır. Bu sorunlar, çocukların şiddete eğilimli olmasına neden olmaktadır. Özellikle bu tip sorunlarda, çocuk ve ergenlerde yüksek seviyede zorbalık, saldırganlık ve itaatsizlik görülmektedir. Son olarak içselleştirme sorunları ise çocuğun kendine dönük sapkın davranışlar sergilemesine neden olmaktadır. Bu sorunlar içerisinde, yeme bozukluğu, kaygı bozukluğu, depresyon, altına kaçırma bozukluğu ve uyku bozuklukları yer almaktadır. Bu açıdan böyle bir sorunla karşılaşılması durumunda çocuk ergen psikoloğu yardımıyla sorunun nedeni teşhis edilip tedavisi uygulanmalıdır.

Çocuk ve Ergenlerin Psikolojik Desteğe İhtiyaç Duymasının Nedenleri

Çocuklar ve ergenlerde ortaya çıkan psikolojik sorunların pek çok farklı nedeni vardır. Bazı durumlarda bebeklik döneminde genetik yapıyla ilgili olan gelişim anormalleri görülebilir. Aynı zamanda bu kişiler, çevresel ve sosyal faktörlerden de etkilenebilmektedir. Eğer ailede boşanma gibi bir durum yaşanmışsa ya da aile çatışmasının içerisinde bulunulmuşsa, bu durumlar çocukları etkilemektedir. Aynı şekilde yoksulluğun büyük bir şiddette yaşanması da çocukların psikolojik açıdan etkilenmesine neden olmaktadır. Bu gibi durumlarda çocuklara destek olan çocuk ergen psikoloğu çocukların psikolojik ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda büyük bir etkiye sahiptir.

Çocuk ve Ergenlerin Psikolojik Desteğe İhtiyaç Duyduğu Nasıl Anlaşılır?

Çocuk ergen psikoloğu, çocukların psikolojik sorunlar yaşaması durumunda onlara yardımcı olmaktadır. Özellikle çocuk ve ergenler ile iletişim kurma konusunda zorluklar yaşanıyorsa, uzman kişilerden yardım alınması gerekmektedir. Aynı şekilde çocuğun uyumsuz davranışlar sergilemesi de çocuk ergen psikoloğu yardımıyla çözülebilmektedir. Çocuk ve ergenlerin psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamanın bir diğer belirtisi ise yalan söylemeleridir. Ayrıca çocukların tuvalet eğitimini tamamlamalarından sonra yeniden altını ıslatması da çocuğun psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunun göstergesidir. Bir diğer uyumsuz olan davranış ise çocuğun kardeşi olması durumunda kardeş kıskançlığı yaşamasıyla, uzun süre boyunca sinirli ve huysuz davranışlar sergilemesidir. Bu gibi sorunlarla karşılaşıldığı durumlarda ise çocuk ergen psikoloğu ile çocuklara psikolojik destek sağlanmalıdır.

Çocuklarda Duygusal Gelişim

3 sene önce · ·Çocuklarda Duygusal Gelişim için yorumlar kapalı

Çocuklarda Duygusal Gelişim

Yetişkinlerde duyguları tanımanın temelleri çocuklukta atılmaktadır. Bu durumun farkında olan aileler çocuklarda duygusal gelişim konusunda bilinçlenmesine sebep olmuştur. Günlük hayatımızda hissettiklerimiz ve düşündüklerimizi dışa vurmak ve belirtmek için ya da etkileşimlerimizi düzenlemek için çok fazla kullandığımız “duygularımız” bulunuyor. Hayatımızda önemli yeri olan duygu terimini tanımlamak için ise “kendine özgü psikolojik tepkileri ve harekete geçmeyi sağlayan bilişsel değerlendirmeleri içeren hissetme/duygu durumu” diyebiliriz. Psikolog Paul Eckman, 1970lerde “6 temel duygu” fikrini ortaya atarak bu temel duygular tüm kültürlerde geçerli olması gerektiğini savundu. O zamandan itibaren deneyimlerimiz sonucunda ortaya çıkan hisleri ifade etmek için “6 temel duygu olan neşe, üzüntü, korku, öfke, şaşkınlık ve tiksinti” evrensel olarak kabul edildi. Daha sonrasında Psikolog Rober Plutchik duyguların farklı hislerle birleşmesiyle genişleyen ve farklı duyguların ortaya çıktığını söyleyerek “duygu çarkı” ismini verdiği duygular kümesini oluşturdu.

Peki duygular nasıl gelişiyor?

Duygusal gelişim, doğumdan itibaren duyguları deneyimleme, ifade etme, anlama ve regüle etmenin oluşması ve çocukluk, ergenlik ve erişkin dönemlerinde kapasitelerinin büyümesi ve değişmesi sürecidir. Yani bireyin doğumdan itibaren duyguları oluşur ve büyüdükçe bu duygular genişler ve gelişir. Gelişim oluştukça duygularda karmaşıklık oluşur. Birey, aynı anda birden fazla duyguyu hissedip belirtme ve yoğunluğunu kontrol etme güdüsüne sahiptir. Bireylerin nasıl davranacaklarını ayarlamada ve duygularını kontrol etme becerisi “duygusal regülasyon” olarak tanımlanır. Çocuklar duygularını regüle etmeyi öğrenmeleri ya da ebeveynlerin duygularını düzenlemede onlara yardımcı olmaları gelişimleri için önemli bir yer kaplar.

Gelişim ve duygular

Gelişim psikolojisinde çocuklarda duygusal gelişim ile ilgili birçok teori ve yaklaşım ortaya atılmıştır. Bazı kuramcılar yeni doğanların sadece genel duygusal durumları-tehlike ve memnuniyet- deneyimlediklerini ve temel duyguların değişiklik gösterdiğini öne sürmüştür. Bazıları ise doğumdan hemen sonra yeni doğan bebeklerin yetişkinler gibi belirgin duyguları olduklarını savunur. Bazıları ise bebeklerin duyguları ve duygusal ifadelerinin döllenmeden itibaren fiziksel ve psikosoyal şartlara bağlı olarak adapte olduğuna buna bağlı olarak bakım ve korumaya göre çocuğun duygularının değişiklik gösterdiğine inanırlar. Aslında gelişimsel kuramcılara bakarak genel bir teori ortaya atarsak eğer her çocuk birbirinden farklı olması farklılıkları onların fiziksel, duygusal ve psikososyal gelişimlerini etkiler, diyebiliriz.

Çocukların farklı olması duygusal ihtiyaçlarının da farklılaşmasını ortaya çıkarır. Bu sebeple ebeveynlerin çocukların duygusal ihtiyaçlarını anlamaları ve ona göre ihtiyaçlarını gidermeleri önemli bir unsurdur. Özellikle bebeklik döneminde çocuklar anne-babalar ya da bakım verenleri tarafından yüz yüze etkileşime ihtiyaç duyarlar ve bu etkileşimde karşılıklı duygusal paylaşım yaparlar. Annelerin bebeklerin duygusal belirtilerine az duyarlı olması ya da duyarsız olması, bebeklerde stresli ve tepkisiz etkileşimi tetikleyebilir. Bebeğin dudak büzmesiyle birlikte üzülmeye başladığının belirtisi ebeveynler tarafından zamanında anlaşılır ağlamadan önce duygusal rahatlatılma yapılırsa bebekte duygusal regülasyon oluşması sağlanabilir.

Çocuklarda duygusal gelişim aşamaları şu şekilde sıralanabilir:

Bebeklikte duygusal gelişim

Çocuklarda duygusal gelişim aşamalarında bebeklerden başlamak gerekir. Birçok şeyi hisseden yeni doğan bir bebek dünyayı iki şekilde keşfeder: sarılma, fiziksel temas gibi iyi şeyler ve altını pisletme, gaz sancısı gibi kötü hissettiren şeyler. Güvenli bir alan ve tutarlı bir çevre ile ihtiyaç duyduğunda bakım verenin onun yanında olduğunu hissetmek duygusal gelişim için önemlidir. Parmak emmesi gibi kendi kendilerini yatıştırmaya dayalı davranışları cesaretlendirmek de duygularını düzenlemeyi öğrenmelerine yardımcı olur. Bakım verenin duygularını göstermesi, ses tonu değişikliği, farklı yüz ifadeleri ile bebek için kendi duygularını öğrenme ve göstermede rol model olmalarını sağlar. Bu yüzden ebeveyn ve yetişkin olarak çocukların bizi sadece davranış değil duygusal ifadeler gibi her açıdan örnek aldıklarını unutmamak gerekir. Ayrıca bebeğin duygusal gelişiminde bakım vereni ile duygusal ilişkisi de büyük önem taşır. Bu ilişkinin kurulması ve duygusal ihtiyaçların karşılanması ruhsal olarak bebeğin daha sağlıklı gelişmesini ve büyümesini destekler.

Bebekliğin ruhsal gelişim süreci ile detayları buradan bulabilirsiniz.

Erken çocuklukta duygusal gelişim

Dilin gelişmesi, objelerin kullanımı, fiziksel gelişme ve ifade etme ile yaklaşık 18 aydan itibaren çocuklar benlik algısını geliştirmeye başlarlar. Verdikleri tepkileri ya da aynada ifadelerinin kendilerine özgü olduğunu fark etmeleri durumunda yavaş yavaş öz-farkındalık algısı ortaya çıkar. Bununla beraber utanma, gurur, suçluluk gibi duyguları geliştirmeye başlarlar. Böylece ilişkilerinde kendilerini düşünme ve değerlendirme aşamasıyla benlik ve bağımsızlık algısını öğrenirler. Güven ve özerklik gelişimi ve buna bağlı olarak dünyayı keşfetme, ilişki kurma, görevleri gerçekleştirme gibi becerilerinin oluşmasının ilk adımlarını atmış olurlar.

Bağımsızlık algısı ve kelime bilgisinin gelişmesiyle duygularını farklı şekilde -sembolik- ifade etmeyi öğrenirler. Yatağın altından, karanlıktan ya da gölgelerden korkma ve bunları resimlerine oyunlarına yansıtma ya da markette istediği çikolatanın alınmaması sebebiyle ortaya çıkan bir öfke krizi gibi. Bu dönem ebeveynler için yorucu ve karmaşık geçebilir. Bu aşamada ebeveynlerin her daim sakin kalması önemlidir çünkü sizin için küçük bir şey onlar için büyük bir duygusal dışavuruma sebep olabilir. Duygularını açıkça ifade etmelerine ve yaşamalarını ortam hazırlamak için ılımlı yaklaşmak gelişimleri için daha sağlıklı olur. Neden öfkelendiğini ya da üzüldüğünü tanımlamasına yardımcı olarak duygularını kontrol etmelerini öğrenmelerini sağlar. Ayrıca daha olumlu yaklaşımlar sağlamak özgüvenlerini de cesaretlendirir.

Okul öncesi ve okul çağında duygusal gelişim

Okul, anasınıfı ya da kreş gibi okul dönemine başlayan çocuklarda yeni bir ortama giriş, yeni sosyal çevre ve bağımsızlığın farklılıklarıyla bazı konularda mücadelelerle karşılaşırlar. Eşyaları paylaşma, dinleme, birlikte oynama gibi durumlarda çocuklar aileleri dışında başkalarına güvenmeyi ve ilişkiler kurmayı öğrenirler. Böylece kendilerini kontrol etmeyi ve seçip yapma gibi durumlarla karşılaşırlar. Bununla beraber utanma, gurur, suçluluk, mahcubiyet ve imrenme gibi duyguların daha da derinliği keşfedilir. Ebeveynler olarak onlara duygularını ve kendilerini kontrol etmede yardımcı olmak için biraz daha detaylı rol modellik yapmak kendilerini sakinleştirmek gibi durumlarda faydalı olabilir.

Daha fazla sosyalleşmeyle benlik algısının farklı yönlerini keşfetmeye başlarlar. Doğru-yanlış davranışlar, manevi değerler, ahlak anlayışı gibi yargılar öğrenilmeye başlanır. Empati becerisi gelişmeye, insan davranışlarını kendi değerlerince yargılamaya başlayabilir. Akran ilişkileri ile kendilerine özgüvende ve rol modellerinde değişiklikler oluşur. Aile bireyleri dışında farklı ilişkiler kurmayla kendilerince ya da çevreleriyle çatışmalar ve yeni duygular deneyimlerler. Bu gibi durumlarda çocuğun benlik ve bağımsızlık sınırlarını aşmayacak şekilde bir ebeveyn desteği duygularını düzenlemede önemli yer taşıyabilir

Ergenlik döneminde duygusal gelişim

Ergenlik döneminde bağımsızlığın artması, birey olma, kendini arayış gibi içsel süreçlerden ve dışsal etkenlerden ötürü duygusal bir karmaşıklık mevcuttur. Ani duygusal değişimler, iniş-çıkışlar özellikle erken ergenlikte çok fazla deneyimlenir. Duygularını kontrol etme ve düzenlemeyi bebeklikten itibaren öğrenen çocuklar ergenlik dönemlerinde daha az duygusal değişimler yaşayabilir.

Hormonların gelişimi ile fizyolojik ve benlik arayışında çocuklar bazen çok olgun olabilir bazen de hiç beklenmedik duygusal patlamalar hatta bunalımlar yaşayabilir. Kendilerinin ve başkalarının duygusal döngüsünü fark etmeleri ile iç içe geçen duygular hissedebilir ve bu durumla nasıl baş edecekleri konusunda çıkmaza girip tekrar bir duygu karmaşası ile bu döngüyü sürekli hale getirebilirler. Ebeveynlerin ılımlı yaklaşımları, akıl vermektense rol model olma izlenimleri bu süreçte birey olmada onların sınırlarını ihlal etmeyeceklerini hissettirerek duygusal gelişimlerinde, çatışmalarında ve duygularını düzenlemede destekleyici olabilir.

Kaynaklar:

Cherry, K. (2020, January 13). The 6 Types of Basic Emotions and Their Effect on Human Behavior. Verywellmind.https://www.verywellmind.com/an-overview-of-the-types-of-emotions-4163976#:~:text=During%20the%201970s%2C%20psychologist%20Paul,fear%2C%20surprise%2C%20and%20anger.

Meinke, H. (2019). Understanding the Stages of Emotional Development in Children. Rasmussen College. https://www.rasmussen.edu/degrees/education/blog/stages-of-emotional-development/

Lightfoot, C., Cole, M. & Cole, S.R. (2013). The Development of Children. 7th Ed. New York, NY: Worth Publishers. Saarni, C. (2011). Emotional development in childhood. Encylopedia on Early Childhood Development. http://www.child-encyclopedia.com/emotions/according-experts/emotional-development-childhood

Saarni, C. (2011). Emotional development in childhood. Encylopedia on Early Childhood Development. http://www.child-encyclopedia.com/emotions/according-experts/emotional-development-childhood

WhatsApp
Bize Yazın
Merhaba,